"Full Çılgınlığı"

Türk müsünüz? Türklüğünüze ve Türkçenize gönülden bağlı mısınız? Sağ ve sol görüş yerine bağımsızlığın öneminin farkında mısınız? O halde doğru yoldasınız! Artık siz de bu Büyük Uyanışın bir parçasısısınız..!
Cevapla
Kullanıcı avatarı
dikenüstünde
Süper Yetkili
Süper Yetkili
Mesajlar: 2496
Kayıt: 14 Eyl 2007 [ 07:06 ]

"Full Çılgınlığı"

Mesaj gönderen dikenüstünde » 28 Ağu 2009 [ 15:24 ]


dikenüstünde: Kim yazmış bulamadım ama güzel yazmış.


Full Çılgınlığı

Türkçeye sonradan giren öyle yabancı kelimeler var ki, yabanlığı bir kenara, adeta yok edici bir görev görüyorlar.Yüzyıllardır kullanılan kimi öz kelimelerimiz, yaban ellerden ithal edilen bu yok edici / sömürgeci kelimeler yüzünden kullanımdan düşüyor.

Tam anlamıyla bir kirlilik ve yozlaşma bu.


“ Türkçede tam karşılığı yok.Türkçe, bu kelimelerin anlamını vermede yetersiz kalıyor.” gibi bahaneler ileri sürerek yabancı kelimeleri ısrarla ve inatla kullananlar, bu yok edici kelimeler için hiçbir sebep belirtemiyorlar. Çünkü, bu kelimeler yeni bir yabancı kavramı yine yabancı bir dilden karşılamak için girmiyor Türkçeye.
Tam tersine, dilimizin kendi söz varlığında bulunan kelimeleri kovmak için giriyor.Uzun zamandır kullanıldığı için zengin ve geniş bir anlam kazanmış, deyimler türetmiş olan kimi Türkçe kelimeler kovuluyor; yerine yabancısı geliyor.


Bunlardan biri ve belki de en çok tutunanı “ ful” kelimesidir.Türkçenin aziz topraklarına bir ajan gibi sinsice giren ve “ kraldan çok kralcılar” sayesinde hiç ummadığı bir başarı kazanan “ ful” kelimesinin yok ettiklerinden bir demet :


“ Ful” Çılgınlığı


Televizyonda bir benzin istasyonunun tanıtımı… Bir adam arabasıyla istasyona giriyor ve görevliye “ Depoyu fulle.” diyor. Her halde arabasının deposu fullenince daha çok “ dolacak”. “ Depoyu doldur.” dese, depo dolmayacak.Hani Türkçeyi yetersiz görüyorlar ya! O bakımdan…

” Doldurmak” kelimesi yok ediliyor göstere göstere.

Sonra, adamcağız radyodan, başka bir istasyonda daha ucuz benzin satıldığını duyunca dilinden “ ful” kelimesi alınmış gibi bağırıyor : ” Fulleme, fulleme, fulleme! Fulledin mi? Ne kadar fulledin?”

Adamcağız fulle(mek) fiilini değişik zaman ve biçimlerde kullanarak biz Türkçe öğretmenlerine dilbilgisi derslerinde kullanılmak üzere eşsiz örnekler sunuyor:

“ Evet çocuklar, bugün görülen geçmiş zamanın çekimlenmesini öğreneceksiniz.Önce bir fiil alalım, sonra da sırayla çekimleyelim :
tekil : fulledim, fulledin, fulledi,
çoğul : fulledik, fullediniz, fullediler.”
Haydi şimdi siz söyleyin bakalım.


Bir okulda, bir öğretmen öğrencilerle konuşuyor.Ben de sınıfın önünden geçerken konuşulanları duyuyorum :
- Öğretmenim, yarın okuldan sonra ek ders yapacak mıyız?
- Hayır çocuklar.Yarınki ders programım ful dolu. (!?!?)

Nasılmış nasılmış? “ Ful doluymuş”. Hem ful hem dolu! Bu kez de “ yoğun” kelimesini yok etti ajan ful! “ Programım dolu / sıkışık / uygun değil…” Hayır hayır!Ne yazık ki onlar da öldü. Evet, olay yeri bir okul.Kıyım yapan “ ful”, ona bilerek / bilmeyerek destek olan ise bir öğretmen! Ve…bu olayı gören öğrenciler.Ana dili bilinci ve sevgisi aşılanacak yaştaki öğrenciler…


Bir öğrenci velisi çocuğunun durumunu sormaya gelmiş.Sessiz bir odaya gidip konuşmaya başlıyorum.Benim sözlerim bittikten sonra, veli çocuğunun dershanedeki başarısını anlatıyor : “ Türkçeyi ve matematiği çok seviyor.Deneme sınavında matematikten ful çekti.”

Anlaşılan ful kelimesi yalnızca kelimelere dadanmakla ve onları yok etmekle kalmamış. Kalıcı olabilmek için deyimler de üretmiş : “ ful çekmek.”

“ Matematik sorularının hepsini bildi. / yaptı. / doğru yanıtladı.” Yok! Hiçbiri yok!Hiçbiri yaşamadı; hiçbiri söylenmedi.Söylenmedi sanki de kala kala “ ful”e kaldık.


Otobüste, önümdeki koltukta iki kişi konuşuyor. Biri diğerine hafta sonunda gittiği maçı anlatıyor; fakat anlaşılan canı çok sıkkın.Takımının maçına çok az izleyici gelmiş olmasından yakınıyor ve şöyle diyor: “ Ya aaabicim ya, karşıdaki törübünlere şöööle bi baktım, abi ‘ ful boştu’ ya! Canına yandımının böööle bir olay var mı dünyada ya! Böööle bi maçta ful boş törübün olur mu be!Kansız bunlaaa kansız!”

Yorumsuz, böyle ulusal ve tarihi önem taşıyan (!) bir konuda tribünleri betimlerken(!) aslında felsefe yapmış, haberi yok. Çelişkili (paradoksal) bir bakış açısı getirmiş olaya : ful boş! Şimdi sorarım size, tribün dolu muydu, boş muydu? Ful gibi bir boşluk… Boşluk gibi bir ful!

Bu seferki kurbanlar : ” boştu, bomboştu, kimsecikler yoktu.”

Bu olay ajan ful’ün gerçek gücünü ortaya koyması bakımından çok etkileyici.Sadece aynı veya yakın anlamda olan kelimeleri yok etmiyor, karşıt anlamdakileri de yok ediyor.


Yine bir otobüsteyiz.Bu kez iki iyi giyimli adam konuşuyor.Tam ” Konuşmalarına bakılırsa, kültürlü ve bilgili insanlar.” derken… O da ne? Biri diğerine şunları söylüyor : “ Bu hafta duruşma üstüne duruşma vardı.Kafam fullendi resmen.Unutkanlık başladı. Hiçbir şeyi aklımda tutamıyorum.”

Bu kez de bir avukat.Ne yazık…

“ Kafam çok yoruldu. / çok meşguldü.” Hiçbiri yok, ama anlı şanlı(!) ful var.Yetmez mi?


Evdeyiz, arkadaşlarla oturmuş söyleşiyoruz. Edebiyat öğretmeni olan arkadaşım çocuğunun bilgisayara düşkünlüğünden yakınıyor ve ekliyor: “ Açıp derslerle ilgili bir şeyle uğraşsa, sesimi bile çıkarmayacağım.Ne gezer! Ne kadar oyun varsa yüklemiş.Gece gündüz oyun başında. Bilgisayarda bilgi namına bir şey yok, ful oyun var.”

“ Sen de mi Brutüs?” sözünü kaçırıveriyorum ağzımdan.

“ Hep oyun var. / Tamamı oyun yüklü. / Yalnızca oyun var. / Sadece oyun yüklemiş. / Bir tek oyun var.” Tümünü yitirdik sanki bu kelimelerin.


Birçok sorunla fullenmiş taşmış Türkçemiz.Ne kadar da ful bir durum.Bu fullenmişlik içinde kalan Türkçemiz, sorunu kökünden halledecek çözümler bekliyor.Tabii ki, aklı başka şeylerle fullenmemiş insanların bulacağı çözümleri…

Yoksa, aşağıdaki örneklere şimdiden hazır olun :

* “ Oğlum, mideni abur cuburla fulleyip durma! Akşama teyzenler gelecek, ful yemek yiyeceğiz.”
* “ Garson, çayımız bitti! Fulleyiver bir zahmet.”
* “ Çocuğun aklını batıl düşüncelerle fullüyorsun!”
* “ Akşama nefis biber fullemesi yapacak.Mutlaka gel.”
* “ Evet çocuklar! Türkçemiz deyimler yönünden çok fuldür.Bunlar çok ful bir anlam taşır. Mesela, ‘ Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı.’ deyimi bu açıdan güzel bir örnektir. Günümüz Türkçesiyle söylersek, ‘ Fule koydum almadı, boşa koydum fullenmedi.’”
* ÖSS Kitapçığında önemli bir uyarı : “ Yanıt kağıdındaki boşlukları dışına taşırmadan fulleyiniz.”
* Bir okulun kapısına asılan duyuru : “ Öğrenci kontenjanımız fullenmiştir.”
* Bankamatik uyarısı : “ Üzgünüz.Sistem ful olduğu için hizmet veremiyoruz.”


Zamanınızı fazla fullendirmemek için yazımıza son verelim.
Saygılar.



Cevapla