Ömer Bin El-Hattab'ın Menkıbeleri

Sahabeler, Alimler, İslam Büyükleri.
Cevapla
dikenüstünde
Süper Yetkili
Süper Yetkili
Mesajlar: 2496
Kayıt: 14 Eyl 2007 [ 07:06 ]

Ömer Bin El-Hattab'ın Menkıbeleri

Mesaj gönderen dikenüstünde » 30 Haz 2010 [ 18:26 ]


Cem'u'l-Fevâid - Rûdânî'den:



ÖMER BİN EL-HATTAB RADİYALLAHU ANH'IN MENKIBELERİ

8623- İbn İshâk radiyallahu anh'dan:

"O, Ömer bin el-Hattâb bin Nüfeyl bin Abdi'1-Uzzâ bin Rebâh bin Abdullah bin Ku-rat bin Rezah bin Adiyy bin Kâ'b bin Lü-ey'dir.

Annesi; Hayseme bint Hİşâm bin el-Mu-ğîre bin Abdullah bin Amr bin Mahzûm'dur."

|Taberûnî, Mu'cemu'l-Kebir'de]

8624- Câbir radiyallahu anh'dan: "Ömer, Ebû Bekr'e dedi ki: 'Ey ALLAH Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra in­sanların en hayırlısı!' Ebû Bekr şu cevabı verdi:

'Sen bunu söylüyorsun, ben de ALLAH Re­sulü sallallahu aleyhi ve sellem'in senin hak­kında şöyle buyurduğunu duydum: 'Ömer'­den daha hayırlı bir kimse üzerine güneş doğ­mamıştır'." |Tirmizî]

8625- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Allahtm! islâm'ı su iki adamdan katında en sevimli olanı ile güçlendir! Ebû Cehl bin Hişâm, ya da Ömer bin el-Hattâb'la." Onun en çok sevdiği tabii ki Ömer olmuştur.

(İkisi de Tîrmİzî'ye ait.]

8626- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Ömer müslüman olduğu zaman halk evi­nin önünde toplanıp şöyle dedi:

'Ömer atalarının dinini bırakmıştır.' Ben o zaman evimin üstünde duran bir çocuktum. Derken üzerinde ipek kaftanı bulunan bir adam geldi ve dedi ki: 'Ömer yoldan çıktı, atalarının dinini bıraktı. Oysa ben onun kom-şusuyum (ya da koruyucusuyum).' İnsanların ona yer açtığını görünce: 'Kimdir bu?' diye sordum.

'O, el-Âs bin Vâil'dir' dediler." |Buhârî.J

8627- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"ALLAH doğruyu, Ömer'in kalbine yerleş­tirmiş, onun diliyle söylemiştir." İbn Ömer der ki: "Ne zaman insanlar herhangi bir konu­da sıkıntıya düşmüş ve bu hususta Ömer şu açıklamayı yaptı demişse; o konuda inen ayetler mutlaka Ömer'i desteklemiş, onun gö­rüşüne uygun olarak gelmiştir." |Tirmizî.j

8628- Ukbe bin Âmir radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Sizden önceki milletler içinde, peygam­ber olmadıkları halde kendilerine ilham olu­nan kimseler vardı. Benim ümmetimin içinde eğer böyle biri varsa şüphesiz o da Ömer'dir." [Buhârîve Müslim.|

8629- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: "Ömer müslüman olduktan sonra güçlü olduk ve güçlülüğümüz devam etti." [Buhârî.l

8630- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Ben uykudayken, insanlar bana üzerle­rinde gömlekler olduğu hakle sunulmaya baş­landı. Kimisinin gömleği göğsüne kadardı. Ki­misinin gömleği ise onun altındaydı. Ömer ba­na sunulunca, üzerindeki gömleğim (uzunlu­ğundan) dolayı çektiğini gördüm." Dediler ki:

"Ey ALLAH'ın Resulü! Bunu ne ile yorum-ladın?"

"Din ile" buyurdu.

[Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesâî.l

8631- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Ben uykudayken bana bir kadeh süt su­nuldu. Tırnaklanma (iliklenme) kadar doy­gunlukla içip doydum. Artanı ise Ömer'e ver­dim." Sordular:

"Ey ALLAH'ın Resulü! Bunu ne ile yorum-ladm?"

"İlimle" buyurdu.

8632- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Ben uyurken kendimi duvarı örülmemiş bir kuyunun basurda buldum. Kuyunun üze­rinde bir kova bulunuyordu. Kuyudan Al­lah'ın dilediği kadar su çektim. Sonra onu elimden Kuhûfe'nin oğlu (EbCt Bekr) aldı. O bir veya iki kova (su) çekti. Ancak çekişinde

güçsüzlük vardı. ALLAH onu bağışlasın! Sonra kova daha büyük bir hale döndü; Îbnü'l-Hat-tâb onu aldı öylesine su çekti ki, onun gibi ku­sursuz su çeken bir ulu ve kamil kişi görme­dim. Nihayet insanlar, su yöresindeki otlakla­rına istirahata çekildiler."

|İkisi tie Buhârî, Müslim ve Tirmizî'ye ait.|

8633- Ömer radiyallahu anh'dan: "ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den umre yapmak için İzin istedim, izin verdi. Sonra şöyle buyurdu: 'Kardeşim! Beni duandan unutma!' Ya da şöyle dedi:

'Ey Kardeşim! Bizi duana ortak et!' Bana, benim için dünyalara değer bir kelime söyle­di ve ben buna pek sevindim."

[Tirmizî ve aynı lafızla Ebû Dâvud.|

8634- Büreyde radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, gazvelerinden birine çıkmıştı. Dönünce, siyah bir cariye ona gelip şöyle dedi: 'Sen sağ salim

döndüğün takdirde, huzurunda def çalacağımı ve türkü söyleyeceğimi adamıştım.' Şöyle bu­yurdu: 'Eğer gerçekten adamışsan çal, yoksa çalma!'

'Adadım' dedi ve def çalıp türkü söyleme­ye başladı."

Rezîn şunu ilâve etti: Cariye şu nağmeleri söylemeye başladı:

'Veda tepesi tarafından bize ay doğdu. Ça-ğırıcı, ALLAH'a çağırdığı müddetçe bize şükret­mek vacip oldu."

O def çalarken (tesadüfen) Ebû Beki" içe­riye girdi. O yine çalmaya devam etti. Sonra Ali de içeriye girdi. Daha sonra Osman girdi, hâlâ çalıyordu, nihayet çalarken Ömer içeri girdi. Ömer'i görünce çaldığı defi oturak ye­rine koyup üzerine oturdu. Bunun üzerine Al­lah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey Ömer! Şeytan mutlaka senden korkuyor. Zira ben oturuyordum, o çalıyordu. Ebû Bekr girdi, çalmaktan vazgeçmedi, Ali girdi, çalmaya devam etti. Osman girdi aldır-

madı, yine çalmaya devam etti. Ama ey Ömer sen girince, defi bıraktı ve üzerine oturdu."

[Tirmizî|

8635- Aişe radiyallahu anhâ'dan:

"O, Habeş cariyelerinin oynamalarını an­lattı. Ayrıca onda şöyle geçmektedir:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu­yurdu: 'Cin ve insan şeytanlarının Ömer'den kaçtığım görüyorum'." [İkisi de Tirmizî'ye ait.]

8636- Sa'd radiyallahu anh'dan: "Ömer, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den içeri girmek için izin istedi ve girdi. Bazı Kureyş kadınları, onun yanında oturup, onun sesini aşacak şekilde yüksek sesle konu­şuyorlardı. Ömer'in izin istediğini duydukla­rında, perdenin arkasına kaçışmaya başladılar. Nihayet İzinden sonra Ömer içeriye girdi, Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem (kadınların bu haline) gülüyordu. Ömer dedi ki:

'ALLAH, seni bütün ömrün boyunca güldür­sün! Ey ALLAH'ın Resulü! Babam ve annem sana feda olsun, seni güldüren şey nedir?'

'Yanımda olan bu kadınlara şaştım; senin sesini duyduklarında, perdenin arkasına ka­çıştılar' buyurdu. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: Ey ALLAH'ın Resulü! Benden çok senden korkmaları gerekirdi.

'Ey kendi nefislerinin düşmanları! De­mek ki benden korkuyorsunuz da ALLAH Re­sulü sallallahu aleyhi ve sellem'den korkmu­yorsunuz...'

'Evet, çünkü sen ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den daha katı yürekli ve ağır sözlüsün' diye cevap verdiler. Bunun üzerine ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:

'Nefsim kudret elinde olan ALLAH'a yemin ederim ki, şeytan sana bir yolda rastlarsa, mutlaka yolunu değiştirip başka bir yola sa­par'." [Buharı ve Müslim)

8637- Enes ve İbn Ömer radiyallahu an-humâ'dan:

"Ömer: 'Üç hususta ALLAH'a muvafık düş­tüm.' dedi.

'Ey ALLAH'ın Resulü! İbrahim'in makamı­nı namazgah edinsek.' dedim. Hemen 'Vetta-hizû min makamı Ibrahime musalla (= ibra­him'in makamım namazgah edinin!" âyeti in­di. 'Ey ALLAH'ın Resûİü iyi kötü herkes (senin) hanımlarının yanına giriyor. Hicap edinmele­rini (örtünmelerini) emretsen iyi olur.' dedim. Hemen bunun üzerine hicap âyeti nazil oldu. Peygamber'in hanımları, ona karşı kıskançlık hususunda birleştiler. Dedim ki: 'Kimbilir si­zi boşarsa belki ALLAH ona sizden daha iyi ka­dınlar ihsan eder.' Dediğim oldu ve bu meal­de bir âyet nazil oldu.

8638- Diğer rivayet:

"Nihayet onun hanımlarının birinin yanı­na vardım. Bana dedi ki: 'Ey Ömer! Peygam­ber sallallahu aleyhi ve sellem'de kadınlarına verecek öğüdü yok mu da sen kalkmış onlara Öğüt veriyorsun.' Bunun üzerine ALLAH: 'Rab-bi, eğer o sizi boşarsa..' mealindeki âyeti (Tabiîm, 5) inzal buyurdu."

8639- Diğer rivayet:

"Üç hususta Rabbime muvafık düştüm: İbrahim'in makamı hususunda, hicâb mesele­sinde ve Bedir esirleri meselesinde."

(İkisi de Buhûrî ile Müslim'e ait.|

8640- Yahya bin Sa'îd radiyallahu anh'dan: "Hz. Ömer, bir yılda kırkbin kişiye deve gönderirdi. Bir kişiyi bir deve ile Şam'a, iki kişiyi bir deve ile Irak'a gönderirdi. Bir defa­sında Irak'tan bir adam gelip: 'Ey Ömer bana ve Suhaym'a deve ver' dedi.' Bunun üzerine Ömer:

'ALLAH aşkına'a and veriyorum, Suhaym zıkk (böyle biri var) mıdır?' diye sorunca, Adam: 'Evet' diye cevap verdi." |Mâlik.|

8641- el-Misver radiyallahu anh'dan: "Hz. Ömer, yaralandığında acıyla kıvra­nırken İbn Abbâs teselli edercesine ona: 'Ey mü'minlerin emîri! Bütün bunlar da mı başı­na gelecekti? Sen ki ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in sohbetinde bulundun, en ufak bir kötü hareketin olmadı. Öldüğünde, senden hoşnut olarak öldü. Sonra Ebû Bekr'in sohbetinde bulundun. Ona karşı da kötü bir hareketin olmadı. O da öldüğü za­man, senden hoşnut olarak öldü. Sonra müs-lümanların yönetiminde bulundun, onlara karşı da gayet adil ve güzel davrandın. Onları terkedip ayrıldığın zaman, elbetteki onlar sen­den razı oldukları halde terkedip ayrılacak­sın.' Ömer şu cevabı verdi:

'ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sel­lem'in sohbetinde bulunup da onun benden hoşnut olarak ayrılması ALLAH'ın bana olan bir lütfudur. Ebû Bekr'le birlikte bulunup onun benden hoşnut olması da, ALLAH'ın bana olan bir lütfü ve ihsanıdu". Çektiğim acılar ise se-

nin ve arkadaşların içindir. Vallahi benim yer dolusu altınım olsa, henüz görmediğim Al­lah'ın azabına karşı hepsini feda ederim'." [Buhari]

8642- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Vallahi ben bir topluluk içinde duruyor­dum. Onlar Ömer'e dua ediyorlardı. O, yata­ğına konmuştu. İnsanlar onu kefenlerken yine dua ediyorlardı. Henüz yerinden kaldırılma­dan namazını kılıyorlardı. Bir adamın omuzu-mu tutmasıyla irkildim; döndüm. Baktım ki Ali Ömer'e rahmet dileyerek şöyle diyordu: 'Vallahi senin amelin gibi bir amelle ALLAH'a kavuşmayı ne kadar isterdim. ALLAH'a yemin ederim ki, senin iki arkadaşının yanında def­nedilmeni nasip edeceğini zannediyorum, Çünkü ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem'in şöyle buyurduğunu çok duyardım: 'Ben Ebû Bekr ve Ömer gittik. Ben, Ebû Bekr ve Ömer beraberce çıktık. Ben, Ebû Bekr ve Ömer beraberce girdik.' ALLAH'ın seni onlarla

beraber kılmasını umuyorum ve kuvvetle bu­nu Zannediyorum'." [Buhârî ile Müslim.]

8643- İbn Şihâb radiyallahu anh'dan: "Ömer bin Abdi'1-Azîz, Ebû Bekr bin Sü­leyman'a sordu:

'(Lakabı) ilk defa mü'minlerin emîri diye yazılan (adlandırılan) kimdir?' Şu cevabı verdi:

İlk Muhacir kadınlarından olan Şifâ bint Abdullah bana şunu bildirdi:

Lebîd bin Rabîa ile Adiyy bin Hâtem Me­dine'ye geldiler ve mescide gidip Amr bin el-Âs'ı buldular ve ona: 'Haydi Emîru'l-Mü'mi-nînden bizim için izin al!' dediler. Şu cevabı verdi: 'Hakikaten siz isabet ettiniz ve ismini doğru söylediniz. Çünkü o, emirdir, biz de mü'minleriz. Sonra Ömer'in yanma girip 'Es-selâmü aleyke yâ Emîrel-Mü'minîn!' diye se­lam verdi. Ömer dedi ki:

'Bu da nedir?'

'Sen emîrsin, biz de mü'minleriz' diye ce­vap verdi. İşte o günden itibaren 'Mü'minle­rin emîri' diye yazılmaya başladı."

[Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir'de]

8644- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: "Ömer, bir ata bindi ve onu mahmuzladı.

Ancak hayvan huysuzluk yaptı. Bunun üzeri­ne uyluğu açıldı.

Necrân ehli onun uyluğunda siyah bir ben gördü. Bunun üzerine halk: 'Biz onun ülke­mizden çıkacağını kitabımızda gördük' dedi­ler." jİkisi de Taberânî'nin Mu'cemu'l-Kebîr'ine aittir.]

8645- Ömer radiyallahu anh'dan:

"Ben Mekke yollarının birİndeyken, Ku-reyş'ten bir adam beni gördü ve: 'Ey Hat-tâb'ın oğlu, nereye gidiyorsun?' diye sordu.

'Ben şu adama -Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i kastediyor- gidiyorum.'

Adam: 'Sen ona mı gidiyorsun, daha önce kız kardeşin ona gidip (müslüman oldu)' dedi.

Hemen öfkelenerek geri döndüm, (kız kardeşimin) kapısına gidip, çaldım. Peygam-

ber sallallahu aleyhi ve sellem, bir şeyi olma­yan fakir bir adam müslüman olduğu zaman ona yardım etmeleri için yanma bir ya da iki adam katardı. Kız kardeşimin kocasının yanı­na da iki adam katmıştı. Kapıyı çaldım.

İçerden: 'Kim o?' diye bir ses geldi.

'Ömer' dedim.

Ellerindeki kitabı okuyorlardı. Sesimi du­yunca, kalkıp gizlendiler, ellerindeki kitabı yerinde bıraktılar. Kız kardeşim kapıyı açtı­ğında: 'Ey nefsinin düşmanı! Demek ki sen atalarının dinini bıraktın' dedim. Bir yandan da başına vurmaya başladım. Bana: 'Ey Hat-tâb'm oğlu sen ne yaparsan yap, aldırmam. Çünkü ben artık müslüman oldum' dedi. Bu­nun üzerine gidip sedire oturdum. Orada bir sahife gördüm, elime alıp 'Nedir bu sahife?' diye sorunca, cevabı şu oldu: "Bırak onu sen murdarsın! Ne cünüplükten yıkanırsın, ne de taharetlenirsin ve ne de abdest alırsın. Bunu ancak tertemiz olanlar tutabilir.' Israr edince, o sahifeyi elime tutuşturdu. Baktım ki sahife-de şu yazılıydı:

'Bismillahirrahmanirrahîm (= Rahman ve Rahîm olan ALLAH'ın adıyla)'

Rahman ve Rahîm'i okuyunca, bu sözün nereden türetildiğini düşündüm.

Sonra kendime geldim ve şunları da oku­dum:

'Göktekiler ve yerdekiler ALLAH'ı teşbih eder. O hem Atız'dır, hem Hakim."

'ALLAH'a ve Peygamberine iman ediniz! Kendisinde sizi emanetçi kıldıklarından da infak ediniz!' mealindeki âyete (Hadîd, 7) ge­lince, şöyle dedim:

'Şehadet ederim ki ALLAH'tan başka hiçbir ilah yoktur, Muhammed O'nun kulu ve elçi-sidir."

Orada gizlenmiş olan kimseler hemen se­vinerek ortaya çıktılar ve "Allahu Ekber!" di­yerek bağırdılar. Sonra şöyle dediler:

'Ey Hattâb'm oğlu müjde! Peygamber sal­lallahu aleyhi ve sellem Pazartesi günü şöyle dua etmişti: 'ALLAHım! Ömer bin el-Hattâb ile Ebû Cehil'den sana hangisi kıymetli ve sevgili ise İslâm'ı onunla güçlendir!' ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yaptığı bu du­anın sende tecelli etmiş olmasını diliyoruz.'

Sonra şöyle dedim: 'ALLAH ve Resulü sal­lallahu aleyhi ve sellem'in nerede olduğunu bana gösterin! Ben O'na gitmek istiyorum. Doğruluğuma inanınca hemen O'nun nerede olduğunu bana söylediler.

Bunun üzerine hemen olduğu yere gittim, kapıyı çaldım, açmadılar. Çünkü benim ALLAH Resûlü'ne düşmünlığımı bildikleri ve müslü­man olduğumdan haberleri olmadığı için ka­pıyı açmaktan çekindiler. Nihayet ALLAH Re­sulü sallallahu aleyhi ve sellem onlara: 'Açın kapıyı! ALLAH onun için bir hayr murad etmiş ise mutlaka onu hidayet eder' buyurdu. Kapı açıldı, iki kişi gelip kolumdan tuttu ve beni ona koruma içinde yaklaştırmaya koyuldu. Bunun üzerine ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

'Bırakın onu!' Bıraktılar, büyük bir saygı ve iştiyakla önüne oturdum; gömleğimin ya-

kasından yapıştı ve şöyle buyurdu; 'Ey Hat-tâb'ın oğlu! Haydi müslüman ol! Atlahım! Onu hidayete erdir!" Hemen şöyle dedim: "Eşhedu en lâ ilahe illallah ve enneke Resûlul-lah (= Şehâdet ederim ki ALLAH'tan başka hiç bir ilâh yoktur. Sen ise ALLAH'ın Resulüsün).'

Ondan sonra müslümanlar öyle bir tekbir getirdiler ki Mekke'nin tüm yollarında âdeta çınladı. O zaman sayıları yetmiş kişiydi.

Müşrikler birinin Müslüman olduğunu duyduklarında onu döverlerdi.

Hemen gittim, bir adamın kapısını çaldım ve dedim ki: 'Ben atalarımın dinini bıraktım, biliyor musun?' Adam: 'Yapma bunu!' dedi ve kapıyı yüzüme kapattı. Ondan sonra iki adama daha gittim, onlar da bana aynısını yaptılar. Derken bir adam bana dedi ki:

'Sen hakikaten müslüman olduğunu ilân etmek istiyor musun?'

'Evet' dedim.

'Öyleyse insanlar Hicr'de toplandığında oraya git, gizlice falan adama "Benim atalarımın dininden çıktığımı biliyor musun?" de! O bunu asla gizlemez (ve orada bulunan herke­se seslenerek senin müslüman olduğunu ilan eder.) Dediğini yaptım, (falan adama müslü­man olduğumu anlattım.) O da avazının çıktı­ğı kadar: 'Ömer atalarının dinini bırakmış, (haberiniz olsun, müslüman olmuş!)' diye ba­ğırdı. Hemen halk başıma üşüştü ve beni döv­meye başladılar, ben de onlara karşılık vere­rek vurmaya başladım. Derken dayım geldi. Ona da: 'Ömer atalarının dinini bırakıp müs­lüman olmuş' dediler.

Bunun üzerine o ayağa kalkarak hemen Hicr'de şöyle haykırdı: 'Ben kız kardeşimin oğlunu himayeme aldım. Bırakın onu!' Bu­nun üzerine halk etrafımdan dağılıp beni bı­raktılar.

Fakat diğer müslümanlar dövülüyorken benim himaye altında bulunmamdan hoşlan-mamıştım. İslâm uğrunda onlarla çarpışmak istiyordum. İnsanlar Hicr'de toplandığında dayıma gelip dedim ki:

'Dayı! Üzerimde olan himayeni kaldır!"

'Yapma sakın!' dediyse de himayesini kal­dırttım. Ve ALLAH İslâm'ı galip kılıncaya dek onlarla kavgam devam etti.

[Bezzâr, zayıf bir senedle.|

8646- İsmet radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

'Benden sonra peygamber olsaydı, Ömer olurdu.'

[Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de zayıf bir senedle.l

8647- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

'ALLAH Teâla Arafe akşamı, meleklerine karşı genel olarak müslümanlarla, özel ola­rak da Ömer'le iftihar etti."

|Taberânî, Mu'cemu'l-Evsat'ta leyyin bir isnadla.]

8648- Abdurrahman bin Yesâr radiyallahu anh'dan:

"Ömer'in ölümünde bulundum. O gün gü­neş tutuldu." |Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir'de]

8649- Urve radiyallahu anh'dan: "Ömer öldürülünce, Zübeyr onun ismini divandan (sicil defterinden) sildi."

[Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de]

8650- el-Misver bin Mahrame radiyallahu anh'dan:

"Ömer on sene halifelik yaptı, sonra vefat etti." [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de]

8651- Salim bin Abdullah radiyallahu anh'dan:

"Ömer, ellibeş yaşındayken vefat etti."

[Taberânî, Mu' cemu' l-Kebîr'de]

8652- Ebû Burde Ebû Musa radiyallahu anh'dan:

"Abullah bin Ömer bana dedi ki:

'Babam (Ömer), babana (Ebû Musa'ya) ne dedi biliyor musun?'

'Hayır.'

Babam babana dedi ki: "Ey Ebû Musa! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in hu­zurunda müslüman olmamız, onunla beraber cihada çıkmamız, hicret etmemiz; hülâsa onunla olan tüm amellerimiz geri çevrilsin de ondan sonra yaptığımız amellerimiz, başa baş bizi kurtarsın, ister misin?' Babanın, babama (Ömer'e) cevabı şu oldu:

'Vallahi (hayır) ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra cihad ettik, oruçlar tuttuk, namazlar kıldık. Bir çok amelde bu­lunduk. Elimizde birçok insanlar müslüman oldu. Biz elbette bu amellerimizin sevabmı umarız.' Babam (Ömer) ona şu cevabı verdi:

"Ömer'in nefsi elinde olana yemin ederim ki, onun zamanında yaptıklarımız, geri çevri­lip de ondan sonra yaptıklarımız bizi başa baş

kurlarsa (ne âlâ). Bunu çok islerim.' Bunun üzerine (İbn Ömer'e) dedim ki:

'Baban (Ömer) vallahi babamdan (Ebû Musa'dan) daha hayırlıdır'." [Buhârî.|

8653- Ubeyy radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Hakk'ın ilk musafaha edeceği, ilk selâm vereceği ve elinden tutup da cennete ilk koya­cağı insan Ömer'dir."

|İbn Mâce zayıf bir senedle.|

Cevapla