Osman Bin Affân'ın Menkıbeleri

Sahabeler, Alimler, İslam Büyükleri.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
dikenüstünde
Süper Yetkili
Süper Yetkili
Mesajlar: 2496
Kayıt: 14 Eyl 2007 [ 07:06 ]

Osman Bin Affân'ın Menkıbeleri

Mesaj gönderen dikenüstünde » 30 Haz 2010 [ 18:27 ]


Cem'u'l-Fevâid - Rûdânî'den:



OSMAN BİN AFFÂN'IN MENKIBELERİ

8654- Mus'ab bin Abdullah bin ez-Zübeyr radiyallahu anh'dan, dedi ki:

"O, Osman bin Affân bin Ebî'l-Âs bin Ümeyye bin Abdi Şems bin Abdi Menâf bin Kusayy'dır.

Annesi: Ervâ bint Kureyz bin Rabîa bin Habîb bin Abdi Şems bin Abdi Menâf'tır. An­nesinin annesi ise, Peygamber sallallahu aley­hi ve sellem'in halası Ümmü Hakîm el-Beydâ bint Abdi'I-Muttalib'dir."

|Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr'de.]

8655- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yatağında benim örtümü üzerine örtmüş yatar­ken; Ebû Bekir, içeri girmek için izin istedi.

Ebû Bekr içeriye girdi, işini gördü ve ay­rılıp gitti. Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem aynı şekilde yatarken Ömer izin is-

tedi; girdi, işini gördü, o da ayrılıp gitti. Son­ra Osman izin istedi, içeriye girince, Peygam­ber sallallahu aleyhi ve sellem toparlanıp ken­disine çeki düzen verdi.

Bana da: 'Sen de toparlan, elbiseni üze­rinde iyice topla derle!' diye tenbih etti. Onun da işini gördü. O da çıkıp gitti.

'Dedim ki, Osman'dan çekindiğin kadar ne Ebû Bekr'den ne de Ömer'den çekindin. Sebebi ne ola ki?' Şöyle buyurdu:

'Ey Aişe! Osman çok utangaç bir adam­dır. Onun karsısında o kılıkla çıksaydım belki de bana ihtiyacını söyleyemezdi, çekinirdi. Bundan korktuğum için böyle yaptım'."

Diğer rivayette: "Meleklerin saygı duyup utandıkları bir adama karşı ben de saygı du­yup çekinmeyeyim mi?" diye geçmektedir.

[Müslim]

8656- İbn Ömer radiyallahu anh'dan:

Ona Mısırlı bir adam şöyle dedi: "Sana bir şey soracağım, doğrusunu söyle! Osman Uhud günü hakikaten harpten kaçtı mı?"

"Evet."

"Bedir'de de bulunmadı değil mi?"

"Evet."

"Bey'atu'r-Rıdvân'da da yoktu değil mi?"

"Evet" deyince, o adam: "ALLAHü Ekber!" diye bağırdı. Fakat İbn Ömer şöyle dedi: "Gel bu vak'alarda onun neden bulunmadığını sa­na açıklayayım:

Uhud gününde bulunmamasından dolayı ALLAH'ın onu affettiğine tanıklık ederim. Be­dir'de bulunmayışının sebebi ise; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in kızı Rukiyye onun karısı idi ve hastaydı. Onunla meşgul ol­duğu için (Bedir'de) bulunamamıştı. Hatta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona: 'Senin için de Bedir savaşına katılan bir adam ecri ve payı (ganimet) vardır' buyurmuştur.

Bey'atu'r-Rıdvân'da bulunamamasının sebebi de şudur: Mekke içinde Osman'dan daha değerli ve kıymetli kişi olsaydı, ALLAH Resulü oraya onu gönderirdi. Peygamber sal-lallahu aleyhi ve sellem Osman'ı temsilci olarak Mekke'ye göndermişti. Bey'atur-Rıd-vân olurken, Osman Mekke'deydi bunun için orada bulunamadı. Hatta o bey'atta ALLAH Re­sulü sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini (göstererek): 'Bu.Osman'ın elidir' deyip, sol eline vurmuş ve gıyabında onun biatini kabul etmiştir."

Sonra İbn Ömer dedi ki: "İşte gereken bil­giyi aldın, şimdi gidebilirsin." |Buhârî MeTirmi/.î.|

8657- Abdurrahman bin Semure radiyal-lahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Tebûk harbi İçin, adına 'Ceyşu'1-usre' denilen orduyu techîz ederken, Osman yeninin altında bin dinar getirip, önüne sermiştir. ALLAH Resu­lü sallallahu aleyhi ve sellem'in bunları kuca-ğında evirip çevirdiğini ve şöyle buyurduğu­nu duydum: 'Bugünden sonra Osman ne ya­parsa kendisine hiçbir zarar dokunmaz'." -bunu iki kere söyledi- |Tirmizî|

8658- Abdurrahman bin Habbâb radiyal-lahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in, halkı (Tebûk seferine çıkacak) Ceyşü'1-Us-re'yi techîz etmeyi teşvik ettiğini gördüm.

Osman şöyle dedi: 'Ey ALLAH'ın Resulü! Çulları ve semerleri ile birlikte yüz deve benden.' Yine teşvik etti. Osman yine ayağa kalkıp:

'Ey ALLAH'ın Resulü! Çulları ve semerleri ile ikiyüz deve benden' dedi.

Yine teşvikte bulununca, bu defa Osman yine ayağa kalkarak şöyle dedi: 'Ey ALLAH'ın Resulü! ALLAH yolunda, çullan ve semerleri ile üçyüz deve benden.' Ondan sonra ALLAH Re­sulü sallallahu aleyhi ve sellem'i minberden inerken gördüm, şöyle diyordu: 'Bundan son­ra Osman ne yaparsa yapsın sorumlu olmaz. Bundan sonra Osman ne yaparsa yapsın so­rumlu olmaz'." |Tirmizî]

8659- Talha bin Ubeydullah radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Her peygamberin (cennette) bir arkada­şı vardır; benim cennetteki arkadaşım Os­man'dır." [Tirmizî.]

8660- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem

mescidin kapısında Osman'a rastladı ve dedi ki: 'Ey Osman! Bu Cibril'dir. Rukiyye'ye ver­diğin mehir gibi bir mehir ve onunla yaptığın hayat arkadaşlığı gibi bir hayat arkadaşlığı yapmak üzere ALLAH'ın sana (kızım) Ümmü Gülsüm'ü nikahladığını bana haber verdi'."

[İbn Mâce|

8661- Osman radiyallahu anh'dan: "ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e

biat ettiğim günden beri, şarkı söylemedim, bi­le bile yalan söylemedim, sağ elimle zekerimi dahi tutmadım." |İiİsi de İbn Mâte'ye ait.l

8662- el-Ahnef bin Kays radiyallahu anh'dan:

"Hac farizalanm yerine getirmek üzere Medine'ye vardık, yüklerimizi boşaltıp yer­leştiğimiz zaman, bize halkın mescidde top­landığım söylediler, korktuk ve koştuk.

Baktık halk mescidde birkaç kişinin başı­na üşüşmüş. Aralarında Ali, Zübeyr, Talha ve Sa'd da var. Biz o haldeyken baktık ki, Osman başını sarı bir çarşafla Örtmüş bir halde çıka-geldi ve dedi ki: 'Ali burada mı?' Talha bura­da mı? Zübeyr burada mı? Sa'd burada mı?'

'Evet' dediler.

Bunun üzerine şöyle dedi:

'Kendisinden başka hiçbir tanrı olmayan ALLAH aşkına ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu biliyor musu­nuz?: 'Kim (filanoğullarının) hurma kurutma yerini alırsa ALLAH onu bağışlar.' Bunu duyun­ca hemen ben ona yirmi yahut yirmi beşbin verip satın aldım, gelip ona bildirdim. Şöyle

buyurdu: 'Bunu mescidimiz için vakfet; sevabı sana ait.' (Böyle olmadı mı?')

'Evet' dediler.

"Bir defasında ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem 'Kim Rûme kuyusunu satın alırsa ALLAH onu bağışlar' buyurmuştu da ben onu şu ve şu kadara satın alıp kendisine bil­dirmiştim ve kendisi de bana: 'Bunu müslü-manların yararına vakfet! Sevabı senindir' demişti. (Böyle olmadı mı?') Onlar: 'Evet' dediler.

'Yine bir keresinde, ALLAH Resulü sallalla­hu aleyhi ve sellem cemaatin yüzüne bakıp da: '(Tebûk'a gidecek) Bu orduyu -Ceyşü'l-Usre'yi kastediyor-kim teçhiz edecek? Teçhiz edeni ALLAH bağışlar' demişti de o orduyu şu kadar develer vererek ben techîz etmiştim; öyle değil mi, ALLAH aşkına söyleyin siz bunu bilmiyor musunuz?'

Onlar buna da: 'Evet' dediler. Ondan son­ra üç kere şöyle dedi: 'ALLAHırn, sen şahit ol, ALLAHım sen şahit ol! ALLAHım sen şahit ol!'"

[Nesâî.]

8663- Sümame bin Hazen el-Kuşeyrî radi­yallahu anh'dan:

"(Osman) muhasara edildiği gün şuna şa­hit oldum: Osman onlara (evinden) bakıp şöy­le dedi: "Sizi bana karşı kışkırtan o iki arkada­şınızı getirin!' bakalım. Onlar iki deve ya da iki merkep gibi getirildiler. Onlara Osman bir bakıp şöyle dedi:

'Söyleyin ALLAH aşkına!..' Benzeri rivayet. Bu rivayette şunu ekledi:

"Söyleyin ALLAH aşkına, bilmiyor musu­nuz? Ben, Ebû Bekr ve Ömer Mekke'nin da­ğı üzerinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdik de, dağ oynamış, taşları eteğine dökülmüştü de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona hitaben şöyle buyurmuş­tu: 'Sakin ol ey dağ! Senin üstünde bir pey­gamber, bir sıddîk, iki de şehit vardır.'

'Evet' dediler. Bunun üzerine üç kere şöy­le dedi: 'ALLAHü Ekber! Kâ'be'nin Rabbi hak­kı için cennete gireceğime tanıklık ettiler'."

|Tirmizî ve Nesâî.]

8664- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e namazını kıldırması için bir cenaze getirildi. Namazını kıldırmadı. Denildi ki: 'Ey ALLAH'ın Resulü! Bundan önce kimse­nin namazını kılmadığını görmedik. Bunun sebebine ola ki?'

'O, Osman'dan nefret ediyordu. ALLAH da bu yüzden ondan nefret etmiştir'."

[Tirmizî]

8665- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ileride meydana gelecek bir fitneden söz etti ve dedi ki: 'Bu (yani Osman) o fitnede mazlum olarak Öldürülecektir'." lİkisîdeTirmizryeait.J

8666- Ubeydullah bin Adiyy bin el-Hiyâr radiyallahu anh'dan:

"el-Misver bin Mahrame ile Abdurrahman bin el-Esved kendisine şöyle dediler: 'Velîd bin Ukbe'nin hakkında, Osman'la konuşmana engel olan nedir? Halk onun (Velîd) hakkında çok konuşuyor.'

(Ubeydullah dedi ki:) Namaza çıkacağı zaman, Osman'ın yanına vardım ve: 'Seninle görüşecek bir işim var. Bu işim (aslında) sana bir öğüttür.' dedim. Osman:

'Ey kişi! Ben senden ALLAH'a sığınırım.'di­ye mukabele etti. Hemen yanından ayrılıp on­ların yanma döndüm. Ardımdan Osman'ın el­çisi gelip beni çağırdı. Tekrar yanına varınca:

'Neymiş öğüdün bakalım?' diye sordu. Ben de şöyle dedim:

'ALLAH Muhammed'i hak ile gönderdi. Üzerine Kitab'ı indirdi. ALLAH ve Resulüne (evet) deyip icabet edenlerden oldun. İki kere hicretin vardır. Onun sohbetinde bulundun. Onun hidayetine şahit oldun. İnsanlar Ve-lîd'in (kötü uygulamaları) hakkında çok ko­nuştular.' Dedi ki:

'ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'i idrak ettin mi?'

'Hayır. Lâkin onun ilmi bana, örtüsü altın­daki genç kıza ulaştığı gibi ulaşmıştır' dedim. Şöyle dedi:

'ALLAH, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i hak ile gönderdi ve ona Kitâb'ını in­dirdi. Dediğin gibi ona iman ettim, dediğin gi­bi iki kez de hicret ettim.

ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in sohbetinde bulundum. Damadı olmak şerefine nail oldum. Ona biat ettim. Vallahi o ölünceye dek ona hiç başkaldırmadım, kendisine karşı hile de yapmadım. Sonra Ebû Bekr, ondan sonra da Ömer'le hayatım aynı minval üzere geçti. Sonra halife seçildim. Onlar gibi benim de sizin üzerinizde hakkım yok mudur?'

'Evet' dedim. Şöyle devam etti:

'Öyleyse sizden gelen bu sözler (dediko­dular) nedir? Velîd'in durumuna gelince, in-şaallah onda da gerçek ne ise onu uygulayaca­ğız.' Sonra Ali'yi çağırdı ve onun (Velîd'in) sırtına tam seksen kamçı vurdurdu." |Buhârî.|

8667- Abdullah bin Selâm radiyallahu anh'dan:

"O, muhasara altındaki Osman'ın yanına girdi, selâm verdi; o da selâmını aldı ve sordu:

ıEy Abdullah bin Selâm neden geldin?'

'Seninle şehit oluncaya ya da seni bunlar­dan kurtarıncaya kadar yanında kalmaya gel­dim. Sanırım bu insanlar seni öldürmeye ka­rarlıdırlar. Eğer seni öldürürlerse, bu senin için iyi, onlar için kötü olur.' Osman dedi ki:

'Üzerinde bulunan hakkım hatırı için sen­den rica ediyorum; onların yanına çık! ALLAH seni ya hayra vesile kılacak ya da seninle şer­ri defedecektir." O da onun bu sözünü dinle­yip itaat etti ve dışarı çıktı. Onu gördüklerin­de belki sevindirici bir haber getirmiştir, diye başına üşüştüler. O da kalkıp veciz bir hutbe had etti ve şöyle dedi: 'Hiçbir peygamber öl-dürülmemiştir ki, karşılığında yetmişbin sa­vaşçı öldürülmüş olmasın; hiçbir halife öldü-rülmemiştir ki, karşılığında otuzbeşbin savaş­çı öldürülmüş olmasın. Bu yaşlı adamı öldür-

meye kalkışmayın! Vallahi bunu kim öldürür­se, kıyamet gününde eli kesilmiş ve yaralı olarak gelir. Şunu da iyi bilin ki bir babanuı oğlu üzerindeki hakkı kadar, bu halifenin de sizin üzerinizde hakkı bulunmaktadır.' Bunu duyunca hemen kalkıp şöyle dediler: 'Yahudi yalan söylemiştir." O da şu karşılığı verdi: 'Asıl siz yalan söylediniz. Ben yahudî deği­lim. Ben müslümanlardan bir ferdim. Bunu ALLAH, onun Resulü ve mü'minler sizden iyi bilir. ALLAH hakkımda şu âyeti inzal buyur­muştur: 'De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak, ALLAH bir de yanında kitabın ilmi olan­lar yeter.' (Ra'd, 43) Yine şöyle buyurmuştur: 'De ki: 'Eğer bu Kitab, ALLAH katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz, İsrâiloğulların-dan bir şahit de bunun böyle olduğuna şeha-det edip inanmışken, siz yine de büyüklük tas­larsınız. Doğrusu ALLAH zalim milleti doğru yola eriştirmez.' (Ahkâf, 10)

Adamı (Abdullah b. Selâm'ı) dinlemedi­ler, kalkıp Osman'ın yanına girdiler ve onu katlettiler.

Bunun üzerine Abdullah bin Selâm deve­sine binerek oradan şöyle diyerek uzaklaştı: 'Ey Mısır ehli! Ey Osman'ın katilleri! Mü­minlerin emirini öldürdünüz. Vallahi artık ahid bozulmuş. Kan akıtılmış. Mal bölünmüş­tür (yazık size!).'

[Taberânî, Mu cemu'I-Kebîr'de daha uzun bir me-linle. Tirmizîde onun bir kısmını rivayet etmiştir.]

8668- Yezîd bin Ebî Habîb'den: "Osman'a hücum edenlerin hepsi (daha sonra) cinnet getirmişlerdir." [Taberânî, M. el-Kebîr'de]

8669- Mâlik bin Enes radiyallahu anh'dan: "Osman Öldürüldü. Falanoğullarınm çöp­lüğünde üç gün atılmış olarak kaldı. Ona şu oniki kişi geldi: Dedem Mâlik bin Ebî Amir, Huvaytıb bin Abduluzzâ, Hakîm bin Hizam, Abdullah bin ez-Zübeyr ve Âişe bint Osman. Beraberlerinde lamba da vardı. Onu bir kapı üzerinde taşıdılar ve başı kapı üstünde bir yandan 'Tak, tak' sesleri çıkarırken onu öyle­ce Bakî' (mezarlığına) kadar getirdiler. Na­mazını kim kıldıracak diye ihtilâf eltiler. Son­ra ya Hakîm ya da Huveytib kıldırdı. Defne­decekleri sırada Mâzinoğulllarından bir adam şöyle dedi: 'Eğer onu müslümanlarla beraber gömerseniz yarın gider insanlara bildiririm.' Bunun üzerine alıp onu Haşşı Kevkeb denilen yere ilettiler ve orada gömdüler. Osman bu olaydan önce Haşşı Kevkeb'den geçerdi ve şöyle derdi: 'Buraya mutlaka salih bir adam gömülecektir'."

Ravi: "el-Haşş, bostan anlamındadır" dedi.

[İkisi de Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr'e ait.|

8670- Osman'ın azatlısı Müslim bin Saîd radiyallahu anh'dan:

"Osman (muhasara altındayken) yirmi kö­le azat etti. (Sonra) bir şalvar getirtti ve onu giydi. Oysa o, ne İslâm'da, ne de cahiliyye devrinde hiç şalvar giymemiştir. Sonra dedi ki:

'Bu gece rüyamda, ALLAH Resulü sallalla-hu aleyhi ve sellem'i, Ebû Bekr ve Ömer'i gördüm. Şöyle dediler: 'Sabret, ertesi akşam sen bizimle iftar edeceksin. -

Mushaf getirtti, açıp önüne koydu. O önündeyken öldürüldü."

[Ahmed bin Hanbel ve Ebû Ya'lâ.]

8671- Zehdem el-Cermî radiyallahu anh'­dan:

"İbn Abbâs bize hitap edip şöyle dedi: 'Eğer halk, Osman'ın kanma sahip çıkmazsa, gökten yağacak taşlarla recm edilirler'."

(Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr vel-Evsat'ta.)

8672- Kâ'b bin Ucre radiyallahu anh'dan: "ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir fitneden söz etti ve gerçekleşmesinin ya­kın olduğunu söyledi. Derken oradan başı ör­tülmüş bir adam geçti. Dedi ki: İşte bu adam o gün hak üzere olacaktır.' Hemen sıçradım, Osman'ın belinden tuttum, ALLAH Resulü sal­lallahu aleyhi ve sellem'e ******ürdüm ve 'Bu mu?' dedim. '(Evet) budur' buyurdu."

8673- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem

buyurdu:)

"Ey Osman! Eğer ALLAH, bir gün seni bu işle görevlendirip ele münafıklar ALLAH' w sa­na giydirdiği bu gömleği çıkartmak isterler­se, onu sakın çıkartma!" -bunu üç kere söy­ledi-

Nu'mân bin Beşîr dedi ki: "Bunu insanla­ra bildirmene engel olan neydi?"

"Vallahi bunu unuttum" diye cevap verdi.

8674- el-Hasan radiyallahu anh'dan: "(Osman'ın katili) Fasık Muhamnıed bin Ebû Bekr, Mısır'ın yollarmdan birinde yaka­landı ve bir eşek (derisinin) İçine konularak yakıldı." [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'Ğe.]

8675- Abdullah bin Saîd, babasından: "Biz Ali'nin yanında; sağında Ammâr, so­lunda ise (Osman'ın katili) Muhammed bin Ebû B ekr oturuyorduk. B ir adam gelip (Ali'ye) şöyle dedi:

'Ey mü'minlerin emîri! Osman hakkında ne dersin?' Hemen o iki adam öne atılıp şöy­le dediler: 'İmandan sonra ALLAH'ı inkar eden ve münafık olan adam hakkında mı soruyor­sun?' Adam şu cevabı verdi:

'Ben size sormuyorum, size gelmiş de de­ğilim.' Hemen Ali ona dedi ki:

'Ben onun hakkında onların dediğini de­mem.' Hemen o ikisi birden şöyle dediler: 'Öyleyse onu neden öldürdük?'

'Başınıza geçti, fakat son günlerinde sizi iyi yönetemedi, siz de kızıp ona kötülük yap­tınız. Vallahi ben ve Osman, ALLAH'ın: 'Biz on­ların gönüllerimle olan kini çıkardık. Artık on­lar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeş­lerdir' buyurduğu (Hicr, 47) gibi olmak iste­rim. ' |Taberânî, Mu'cetrnt' I-Kebîr'de zayıf bir senedle.|

8676- Vessâb'dan:

"Muhammed bin Ebû Bekr, onüç kişi ile Osman'a geldi ve onun sakalından yapışıp bir şeyler söyledi; azı dişlerinin gıcırdadığını duydum. Şöyle diyordu: 'Şimdi seni elimden Muâvİye, filan ve filan adamlar da kurtara­maz.' Ondan sonra hemen bir makas edinip başına vurdu, vurdu; sonra ötekiler de ona yardım edip Osman'ı öldürdüler."

(Taberânî uzun olarak, Mu'cemu'l-Kebîr'de.]

8677- Yahya bin Bukeyr'den:

"Hicri yirmiüçte Zi'1-Hİcce'nin son üç gü­nünde Şûra toplandı ve Osman'ı halife yaptı­lar. Hicrî otuzbeşte Zi'1-Hicce ayının onseki-zinci cuma günü öldürüldü. Öldürüldüğünde, seksensekiz yaşında idi. Sakalını sarı renge boyardı. Oniki yıl müslümanlann başında ka­lıp halifelik yaptı."

|Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr'de.)

8678- ez-Zübeyr radiyallahu anh'dan: "ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem,

Fetih günü Kureyş'ten bir adamı hapsetmek suretiyle öldürttü. Sonra şöyle buyurdu: 'Bu­günden sonra hapsetmek suretiyle, anc ık Os­man'ı öldüren kişi öldürülecektir. Buru yap­mazsanız siz koyunlar gibi öldürülürs înûz'."

[Taberânî, Mtı'cemu'l-Evsaf'ta ve Bezzâr zayıf bir senedle.]

8679- Abdullah bin Ferrûh radiyallahu anh'dan:

"Osman'ın yıkanmadan kanlı elbiseleriyle defn edildiğini gördüm." (Abdullah) İbn Ahmed.

Cevapla